HayalEt Kuluçka Merkezimizde Yeralan Physhome'a, "Bu Gençlikte İş Var 2017" Yarışmasında Birincilik Ödülü

‘’Her zaman, her yerde, en doğru tedavi’’ye Büyük Ödül!

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin fizik tedaviye ihtiyaç duyan hastalar için geliştirdikleri mobil sağlık ürünü Physhome, "Bu Gençlikte İş Var 2017" yarışmasından birincilik ödülü aldı.

TÜSİAD'ın üniversite öğrencileri arasında düzenlediği "Bu Gençlikte İş Var 2017" iş fikri yarışmasında Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği öğrencileri Berhudan Aslan ve Cihat Erbay, Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Safa Andaç ve İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümü öğrencisi Mahmut Jiyan Aslan geliştirdikleri Physhome projesi ile birinci olarak 75 bin lira para ödülünü kazandı.

 “Physhome ile fizik tedavi her zaman, her yerde, en doğru şekilde” sloganıyla sunulan proje; fizik tedavi ve ortopedi hastalarının tedavi süreçlerini evden takip edebildikleri bir mobil sağlık çözümü.

Physhome projesinin sağladığı çözüm sayesinde fizik tedavi gören insanların iyileşme süreçleri kontrol altına alınacak ve tedavi süreci sağlıklı şekilde kolay uygulanabilir hale getirilecek. Proje, hastaların tedavi bilincini geliştirerek en hızlı şekilde sağlıklarına kavuşmalarını sağlamayı hedefliyor.

Projenin detaylarını, Physhome’u geliştiren Berhudan Aslan ve Cihat Erbay ile konuştuk.

Öncelikle Physhome projesinin fikri nasıl ortaya çıktı?

Berhudan Aslan: Biz Cihat’la hazırlıktan beri tanışıyoruz ve aynı bölümde okuyoruz. Geçen sene tamamen başka bir proje üzerinde çalışıyorduk. O proje için geliştirdiğimiz hareket algıma teknolojisini nasıl bir projeye evriltebiliriz diye düşündük. Diğer yandan ailemizde de fiziksel rahatsızlık çekenler vardı-ki herkesin çektiği bir sıkıntı aslında. Physhome’la getirdiğimiz yenilik hareket algılama teknolojisini daha önce kullanılmayan bir alanda kullanmak oldu. 2016 Ekim ayında projeye karar verip ciddiyetle çalışmaya başladık. İlk olarak Boğaziçi Üniversitesi Kuluçka Merkezi’ne başvurduk ve açık bir ofise yerleştik.

Her iki insandan birinin fizik tedavi süreçleri uzuyor ya da hareket kabiliyetleri kısıtlanıyor

Physhome temel olarak hangi sorunlara çözüm olarak karşımıza çıkıyor? Projeden kimler yararlanabilecek?

B. A: Ülkemiz nüfusunun tam altı katı kadar, yani 450 milyon insan kaybettikleri hareket kabiliyetlerini geri kazanmak için acı çekerek, bedenlerini zorlayarak fiziksel terapi görüyorlar. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarının sayısı tedavi görenlerin sayısıyla orantısız. Yalnız kalan bu hastaların yarısı verilen egzersizleri doğru yapamadığı veya hiç yapmadığı için yeterli iyileşme kaydedemiyor. Yani her iki hastadan birinin tedavi süreci uzuyor ya da yeterli iyileşme gösteremiyor. Uzun tedavi süreçleri maddi olarak da büyük kayıplara neden oluyor. Sadece Amerika’da uzayan tedavi süreçlerinin maliyeti 625 milyar Dolar. Biz de bu sorunu ortadan kaldırmak için Physhome’u geliştirdik.

Cihat Erbay: Danışmanlıklarını aldığımız fizik tedavi uzmanları var. Onlardan ve hastane ziyaretlerimizden aldığımız bilgiye göre fizik tedavilerde kör bir süreç ilerliyor. Hasta evine gittikten sonra doktor hastanın egzersizleri doğru yapıp yapmadığından emin olamıyor. Bu uygulama sayesinde doktor süreci kendi kontrolü altına alabilir. Bazı hastalar fizik tedavi egzersizlerini yapıyor ve gelişme gösteriyor ama sonra egzersizleri bıraktıklarında hareket kabiliyetleri çok daha kötü bir duruma gerileyebiliyor. Araştırmaların gösterdiği bu süreçlerin çoğu ameliyatla sonuçlanıyor.

B.A: Diğer yandan Physhome, hasta ve hasta yakınları için de tedavi masrafını düşürecek bir uygulama. Yatalak hastalar için eve sürekli fizik tedavi uzmanı çağırmak gerekiyor ve masrafı çok yüksek olan bir süreç bu. Doğru hareket bir cihazla kaydedildiğinde biz her hareketi yaparken bu bize sağlıklı süreçte ilerlediğimizi söylüyor olacak, bu da hastalara ve hasta yakınlarına egzersizi yaptırmada özgüven getirecek.

Ayrıca tedavi eve taşınabildiğinde aynı sayıda doktorla çok daha fazla hastaya ulaşılabilir. Öte yandan özellikle özel hastanelerde hasta memnuniyeti oldukça önemli bir konu. Doktor bizim sistemimizden arada bir hastasının tedavi sürecini takip edip kişiyi uyarırsa, o hastayı da ilgisinden ötürü kazanır. Hasta kendini özel hisseder ve iyileşme süreçlerini de etkiler yani hastanenin çıkarlarıyla da örtüşüyor bu sistem.

Sistemimizden yarar sağlayacak bir diğer grup sigorta şirketleri. İyileşemeyen hastalardan ötürü ilaç masraflarından uzayan fizik tedavi seanslarına kadar sigorta firmalarının büyük kayıpları oluyor. Physhome bu meseleye çok önemli bir çözüm getiriyor. Devlet tarafında da sağlık hizmetleri konusunda özellikle fizik tedavi, yaşlı bakımı ve obezite konularında çok büyük adımlar atılıyor son yıllarda. Bizim projemiz aslında devlet politikalarıyla da uyumlu ilerleyebilecek bir proje. Sağlık hizmeti ihtiyacı olan insanların hastaneye gelmeden evde de bu hizmeti alabilmelerini sağlıyoruz.

İyileşme süreci hızlanıyor ve sakatlanma riski minimuma iniyor

Physhome sistemi nasıl işliyor?

C. E: Physhome bir teşhis ürünü değildir. Hastanın ilk olarak bir fizik tedavi uzmanına gitmesi gerekir. Doktorun bizim aletimizle birlikte hastaya doğru hareketleri uygulaması gerekiyor. Bu ilk uygulama hasta için bir referans olarak sistemimize kaydediliyor ve bundan sonraki süreçte hasta evde gönül rahatlığıyla, yanlış yapma huzursuzluğu olmadan tedavisini sürdürebiliyor. Sistem üç ana bölümden oluşuyor, giyilebilir cihazla teknoloji sayesinde datalar bluetooth ile kullanıcının telefonuna aktarılır. Kullanıcı, mobil uygulama sayesinde egzersizlerini ne kadar doğru ya da yanlış yaptığını görür ve tedavisini en verimli şekilde uygular. Riskli hareketlerde ya da acil durumlarda uzmana anlık olarak uyarı gönderilir ve tedavinin sonlandırılması istenir.

Uzun vadede toplanan verilerin yaşa, cinsiyete ve hastalığın türüne göre sınıflandırılmasıyla uygulanan tedavilere dair büyük bir veri havuzu oluşacaktır. Physhome kişilerin günlük hayatına adapte ve kullanımı çok kolaydır.

B. A: Artık hasta eve gittiğinde, ilacını almadığında veya hareketleri yapmadığında günlük olarak hatırlatılıyor ve tedavi süreci bu şekilde düzene sokuluyor. Hasta, egzersize başladığında animasyon şeklinde öğretici görselleri izleyerek hareketleri yapıyor. Sistemimiz anlık olarak hastanın hareketlerini analiz edebildiği için “kolunu daha fazla yukarı kaldırmalısın, daha fazla açmalısın” gibi uyarılarda bulunabiliyor. Kişi gerçekten kontrol edilemeyen, kendisine zarar verecek bir hareket yapıyorsa sistem hastadan hareketi durdurmasını istiyor. Bu şekilde bir sonraki doktor randevusuna kadar herhangi bir sakatlanmanın önüne geçiyoruz. Tüm uyarılar aynı zamanda doktorun da ekranına düşüyor. Burada süreci tamamen kontrol altında tutuyoruz. Doktor sürekli kontrol etmek zorunda değilse de muayene öncesi hastanın hareketlerini düzenli şekilde yapıp yapmadığını kontrol edebiliyor.

Ayrıca sistem kişinin tüm tedavi geçmişini; hangi ilacı aldığı, hangi tedaviyi gördüğünü görebiliyor. Hasta sistemdeki verilerden tedavinin neresinde olduğunu, daha ne kadar yolu olduğunu takip edebiliyor. Bizim de burada getirdiğimiz şey hastalara tüm tedavi sürecinin daha kontrollü, doktorun gözetiminde, sağlıklı şekilde tamamlanmasını sağlamak. Minimum sürede maksimum verimi sağlamak.

“Biz daha sahnedeyken yatırımcılar bizimle görüşmek istediler”

Yarışmadan evvel proje için çalışmalarınız başlamıştı yani? Biraz da yarışma sürecinden bahseder misiniz?

B. A: Yarışmadaki şansımız hali hazırda üzerinde çalıştığımız bir projeyle katılmamızdı. 1.426 proje arasından uzman kişilerin değerlendirmeleriyle birkaç elemeden geçtik ve 30 proje arasına girdik. 30 proje ekibi TÜSİAD’ın düzenlediği eğitim kampına katıldık ve iş geliştirme üzerine yoğun bir eğitim aldık. Eğitim sürecinden sonra final grubu 12 ekibe düştü.

C. E: Son aşamada her biri TÜSİAD üyesi olan 12 mentor kendilerine en uygun ekipleri seçti. Biz o sırada Allianz Sigorta’yla eşleşmek istiyorduk, meğer onlar da projeleri ilk okuduklarında bizde karar kılmışlar. Allianz Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Aylin Somersan ile çalışmaya başladık. Onun desteğiyle proje çok daha büyük bir aşamaya ulaştı. Yarışma sonrasında projeyi orada bırakmadık, şu anda hala Allianz Sigorta ile görüşmelerimiz devam ediyor. Normalde beş-altı ayda alınacak ilerlemeyi bir buçuk ay gibi kısa bir sürede katettik. Yarışmadan kazandığımı para ödülünü de ürünün geliştirilmesi için kullanacağız. Biz daha sahnedeyken yatırımcılar bizimle görüşmek istediler ama şu aşamada yatırımcılarla anlaşmayı düşünmüyoruz çünkü ürünü test ettikten sonra geliştirip daha güçlü bir şekilde yatırımcı karşısına çıkmak istiyoruz.

Son olarak, bundan sonraki adımlar ve projenin hedefleri nelerdir?

B.A: Temmuz ayının sonuna doğru hastanelere ilk test ürünlerini vermeyi planlıyoruz. Oradan aldığımız datalarla birlikte üretim sürecine geçeceğiz.

Öncelikli hedef pazarımız hastalara hizmet götürmek ve hastanelere de hasta memnuniyeti sağlayarak onları aracı olmaya davet etmek. Başka bir taraftan da sigorta şirketlerinin ilgisini çekmek istiyoruz. Çünkü uzayan tedavi süreçlerinin seanslarını devlet ve sigorta ödüyor aslında.

İkinci hedef pazarımız ise kurumsal şirketler. Beyaz yaka çalışanların uzun süre sabit ve yanlış oturma şekilleri nedeniyle boyun, bel, bilek ve diz rahatsızlıkları oluyor. Bu insanların günlük olarak yapmaları gereken çeşitli egzersizler var. Kimisi yapması gerektiğini bilmiyor, kimisi de ne zaman yapılacağını bilmiyor ve hatırlatmak gerekiyor. Biz kurumsal şirketler üzerinden beyaz yaka çalışanlara da ulaşmayı hedefliyoruz.

Üçüncü olarak da Physhome’u artık spor merkezlerinde de bireysel kullanıcıların kullanabileceği bir ürün haline getirmek istiyoruz. Yani aslında çok geniş bir kullanım alanı var. Hastaneler, fizik tedavi merkezleri, huzur evleri, zihinsel ve fiziksel engelli okulları, ofis ortamları, spor akademileri ve fitness merkezleri Physhome’un kullanılabileceği alanlar.

C.E: Dünyada bir takım fizik tedavi sürecini destekleyen ürünler var. Fakat bu ürünler daha tıbbi kalan ve hastanelerde kullanılmak zorunda olan, uzman gerektiren ve kısıtlı bir imkân sunan ürünler. Bizim amacımız hastanelere ya da uzmana ihtiyaç duymadan hastanın istediği yerde tedavi sürecini yönetebilmesini sağlamak. Yani dünya genelinde bir pazar açığı olduğunu söyleyebiliriz. O nedenle de yurt dışı hedeflerimiz de var. Mesela son görüştüğümüz yatırımcı bize Amerika’da önemli bir bütçenin 55 yaşın üzerindeki nüfusun önleyici tedavilerine ayrıldığını söyledi. Bu insanlar o yaştan sonra çalışmadıkları için en sağlıklı şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri gerekiyor. Avrupa’da da aynı şekilde özellikle Almanya’da fizik tedavi konusuna çok önem veriliyor. Allianz Sigorta’dan da Almanya pazarına girebilmemiz için destek ve tavsiyeler alıyoruz.