Fikri mülkiyet başvurularında Türkiye ilk 10 ülke arasında

Türkiye ve dünyadan ‘’Laboratuvardan Pazara Başarı Hikayeleri’’ Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen Üniversitelerde Fikri Mülkiyet Hakları Yönetimi Uluslararası Konferansı’nda buluştu…

Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde, Koç Üniversitesi ve ODTÜ işbirliği ile yedinci kez düzenlenen ‘Üniversitelerde Fikri Mülkiyet Hakları Yönetimi Uluslararası Konferansı’ 12 -13 Ekim’de Boğaziçi Üniversitesi’nde çeşitli ülkelerden katılımcıları fikri mülkiyet hakları yönetimi konusunda, ’Başarı Hikayeleri; Laboratuvardan Pazara”’ teması altında buluşturdu.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan açılış konuşmasında Türkiye’nin 2023 yılı hedefleri doğrultusunda dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girebilmesi için üniversite-sanayi işbirliğinin, Ar-Ge çalışmalarının, üniversitelerde fikri ve sinai mülkiyet haklarının ve araştırma temelli entelektüel varlıkların önemine işaret etti.

Konferansın açılışında konuşan Arçelik Genel Müdür Yardımcısı Ragıp Balcıoğlu ise geleceğin şirketlerinin Ar-Ge yatırımlarını fiziksel ürünlerden software’e yönlendiren şirketler arasından çıkacağına dikkat çekerek Arçelik’in teknoloji ve inovasyon yatırımlarını anlattı. Balcıoğlu, Arçelik’in Türkiye’de patent liderliğini elinde tuttuğunu, globalde de 74. sırada geldiğini belirterek 1300’ü aşkın araştırmacıyla dünyanın farklı merkezlerinde Ar-Ge ofisleri kurduklarını ekledi.

Bu yıl ‘’Başarı Hikayeleri; Laboratuvardan Pazara”’ temasıyla yerli ve yabancı birçok konuğu Boğaziçi Üniversitesi’nde ağırlayan ‘Üniversitelerde Fikri Mülkiyet Hakları Yönetimi Uluslararası Konferansı’nda gerçekleştirilen ilk panelde “Uluslararası, Bölgesel ve Ulusal ölçekte Akademik Fikri Mülkiyet Ticarileşmesinde TTO’ların Rolleri’’ tartışıldı.

 Fikri mülkiyette dünyada 9. , inovasyon endeksinde 43. sıradayız

Koç Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Direktörü Ebru Tan’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde söz alan Türk Patent Direktörü Prof. Dr. Habip Asan günümüzde fikri mülkiyetin ticarileşme süreçlerinin gidere önem kazandığına, Avrupa Patent Ofisi de dahil olmak üzere fikri mülkiyet kurumlarının artık fikri mülkiyetin ticarileşmesi anlamında inisiyatif almaya başladıklarına dikkat çekti.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 17. ekonomisi olarak 183 üniversite ve 600 Ar-Ge merkezine sahip olduğunu belirten Habip Asan, 2015 verilerine göre Türkiye’nin fikri mülkiyet sıralamasında dünya sıralamasında 9. sırada yer aldığını, 2017 Global Inovasyon Endeksi’nde ise 43. sırada olduğunu söyledi.

Son 5 yıl içinde 100 bini aşkın marka başvurusu bulunan Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkeleri arasında dikkat çekici biçimde öne çıktığını ekleyen Asan, fikri mülkiyet başvurularında Türkiye’nin dünyada ilk 10 ülke arasında yer aldığını ifade etti.

İlk panelin konuşmacılarından, Avrupa Patent Ofisi (EPO) Direktörü Enrique Molina Galán ise EPO bünyesinde Türkiye de dahil olmak üzere 38 üye devlet bulunduğunu belirterek temel faaliyetlerinin Avrupa Birliği ülkelerinde inovasyon ortamını geliştirmek, AB’li şirket ve bireylerin yüksek kalitede ürün ve hizmetlere erişimini sağlamak olduğunu ifade etti.

Avrupa Patent Ofisi’ne en fazla başvurunun Almanya’dan yapıldığına dikkat çeken konuşmacı, Türkiye’yi de en çok başvuru yapan ülkeler arasında görmeyi umduklarını sözlerine ekledi.

Konferansa World Intellectual Property Organization (WIPO) adına katılan Michal Svantner ise bundan yaklaşık 30 yıl önce üniversitelerden ekonomik kalkınmaya dair çok fazla beklenti olmadığını, üniversitelerin temel faaliyetlerinin eğitim ve araştırma ile sınırlı olduğunu belirtti. Svantner günümüzde ise eğitim ve araştırmayla birlikte üniversitelerin artık ekonomik gelişme ve kalkınmada belirleyici aktörler haline geldiğini ve fikri mülkiyet varlıklarını yaratmaları konusunda WIPO olarak üniversitelere yol haritası sunduklarını ekledi.

Konferansın ilk günü laboratuvardan başarılı bir şekilde ticari tarafa aktarılan iki önemli başarı hikayesi; Boğaziçi Üniversitesi GlakoLense ve ODTÜ Mikro Biyosistemler Inc. vakalarının ele alındığı paneller gerçekleştirildi.

“Boğaziçi’nde geliştirilen Glakolens değer odaklı yatırımlara en güzel örnek”

Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirilen Glakolens’in şirketleşme sürecinin ele alındığı; Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)’dan Murat Akman’ın yönettiği panelde Glakolens’in kurucularından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Arda Deniz Yalçınkaya Glakolens teknolojisini anlattı. Prof. Dr. Günhan Dündar ve Doç. Dr. Hamdi Torun ile birlikte bu projenin üzerinde çalıştıklarını belirten Yalçınkaya, iki sene önce düzenlenen IP Konferansı’nda ACT ile görüştüklerini ve projeye yatırım aldıklarını kaydetti.

Glaucoma hastalığının tanısının konulmasını amaçlayan Glakolens projesinde geliştirilen teknolojiyle doktora gitmeden hastalardaki minimum değişimler gözlemlenebilecek. Wireless bağlantılı kontakt lens geliştirdiklerini ifade eden Yalçınkaya, bu sayede hastalığa bağlı değişimlerin 24 saat gözlemlenebileceğini kaydetti.

Tenon Medical CEO’su Khalid Mentak ise yatırımcı gözünden IP’nin önemini Glakolens üzerinden anlattı. Geliştirilen bir fikrin piyasada yer bulabilmesi için, yatırımcı bakış açısının önemini vurgulayan Mentak, bu anlamda IP’si güçlü olan inovasyonların hem yeni fikirleri ortaya çıkaranlara, hem üniversitelere hem de yatırımcılara güven verdiğini, Glakolens’in de IP’si güçlü bir start-up olduğunu söyledi. Yatırımlara bir değer üretme açısında bakılması gerektiğini de ekleyen Mentak, yeni düşüncelerin en çok yeşerdiği yerler olan üniversitelerde IP’nin geliştirilmesinin değer üretimine de katkısı olacağını belirtirken, Glakolens’in fikir aşaması, yatırım alması ve IP açısından değer odaklı yatırımlara mükemmel bir örnek olduğunu da ifade etti.

Glakolens’in yatırımcısı olan ACT’tan Gökhan Güner ise Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (TTO), Glakolens ve ACT’ın üçlü işbirliği sayesinde hem teknoloji hem de iş hayatı açısından mükemmel bir modellemenin ortaya çıktığını belirtirken, aynı zamanda kısa ve uzun vadede değer ortaya çıkarabileceklerini de ekledi.

Avukat Hande Arçar Çelik de Glakolens’in ortaya çıkış serüvenini, hukuksal zemini üzerinden anlattı. Önce Glakolens fikrinin ortaya çıktığını, ikinci aşamada ACT ile anlaşmanın imzalandığını, üçüncü aşamada yatırım analizlerinin yapıldığını belirtti. Dördüncü aşamada hukuksal bir zemine oturmayan ama karşılıklı ilişkileri düzenleyen anlaşmanın sağlandığını belirten Çelik, şirketin kurulumunun sağlanması ve yatırım aşamalarından bahsetti. Bir yatırımın hayata geçmesinin uzun zaman aldığını da sözlerine ekleyen Çelik, Glakolens örneğinde olduğu gibi fikri ortaya atanlar, yatırımcılar ve dışarıdan sağlanan danışmanların uyumlu çalışması sayesinde projelerin başarılı olabileceğini ifade etti.

Haber: Talat Karataş, Ö.Duygu Durgun /Kurumsal İletişim Ofisi